Zamanı Kullanmak

En son güncellendiği tarih: Oca 24



Marcus Aurelius, “Tüm evreni düşünüp zamanın sonsuzluğunu tefekkür ederek daha geniş ve büyük bir oda yaratacaksın kendine” demiş aforizmalarında. ‘Rahat ol! Sıkışıklık yaratma’ demek istiyor herhalde. Koskoca imparator vardı bi’ bildiği. Her zaman öyle olmuyor tabii. Aklımızda tutamıyoruz, unutuyoruz ya da fazla basit geliyor belki. ‘Zamanı düşünelim’ de neyi düşüneceğiz? Konu biraz karışık. İnsan beyninde durduğu gibi durmuyor.


Ama günlük hayatımıza bakacak olursak biraz organize olmak fena olmaz. Organize olurken zamandan faydalanacağız tabii. “Hangi zaman?” derseniz; Stefan Klein Zaman adlı kitabında içsel zaman ve dışsal zaman şeklinde bir ayırım yaparak konuyu biraz karıştırıyor. İç zaman dediği, vücudumuzun biyolojik döngüsüne ve ihtiyaçlarına göre zaman; dış zaman dediği de saate, plan ve programlarımıza göre hareket ettiğimiz saat. Endüstri toplumunun saat üzerinden günlük yaşantımızı şekillendirdiğini söylüyor. Bir yandan da herşeyin bir zamanı var diyor. Örneğin nispeten erken saatte, akşamüstü (7-8) civarı alınacak alkolün karaciğerimiz tarafından daha kolay parçalanacağını, daha ilerleyen saatlerde aldıkça da ertesi günün daha zor olacağını örnek veriyor. Stefan Klein fizikçi bu arada, hekim değil. Benim bildiğim alkol, vücudumuzun yıkmak; zararlarını ortadan kaldırmak için mücadele verdiği sıvı. Az-çok nereden baksan zarar.


Kitapta, hareketin zaman algısını etkilediğini, bazı yaşantılar anında zamanın uzun ya da çabuk geçmesinin bununla ilgili olduğuna değiniyor. Marc Wittmann Hissedilen Zaman kitabında da benzer şeylerden bahsediyor. Deneyim ve yaşantıların sayısı çok oldukça zamanın değerleneceğini, bunun da dikkatle ilgisi olduğunu söylüyor. Yaşantı ve deneyimlerimize dikkatimizi verdikçe daha mutlu olunacağı sonucuna varılıyor. Çok fazla, zaman üzerinden plan yaptıkça bunun bir kâr olmadığını, zamanı kaçırma hissine göre hareket etmenin mutluluk getirmeyeceğini de ekliyor. Ben öyle anladım.


Yine de gün içinde biraz organize olmak; yapacaklarımızın listesini saatlere bölmek, not almak, telefona gün içinde hatırlatmalar ekleyip, alarmlar kurmak fena olmaz. Hatta gayet iyi oluyor. Benim bazen, bırakın yapılacakları günün hangi saatinde ne düşünceğimi bile hatırlatma olarak yazdığım olur. Tabii önemli bir nokta daha var. Bazen sadece konu yapılması gereken iş ya da görevle ilgili değil. Bir sonra yapılacakla da ilgili. Yani, yapacağımız tek bir şeyin bile planını yapmak o bittiğinde başka bir şeye zaman açmak demek. Yani diyorum ki, ‘Küçük düşünün! Bölerek parçalayarak hareket etmek en iyisi.’


Müzikte de öyle. Sesleri nota sürelerine, şarkıları ölçülere bölmeden biraz zor. O kadar fantastik işlere girmeyelim. Evi mi temizleyeceksin, sadece bir odanın temizliğini hayal et. Bulaşık yıkayacaksan kap kacaktan sadece birini seç ve ona odaklan, tek bir şey yıkayacakmışsın gibi yap.



Yararlandığım kaynaklar


1. Marcus Aurelius. Hayat Kısa, Mutlu Olmayı İhmal Etme. Aforizmalar. (2015)

İstanbul: Aylak Adam Yayınları

1. Klein, S. (2006). Zaman ( M. Tüzel, Çev.)

İstanbul: Aylak Kitap Yayınları

1. Wittmann M. (2014). Hissedilen Zaman ( Ö. D. Gürkan, Çev.)

İstanbul: Metis Yayınları

38 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör