top of page

Doğru Kararı Vermek

Güncelleme tarihi: 5 Şub 2021

Yanlış karar diye bir şey yok belki de. Özellikle istemediğimiz sonuçlar ortaya çıkınca bunu söylüyoruz kendi kendimize. Biraz kafamız karışıyor galiba. Daha doğrusu olayların oluş sırasıyla ilgili zaman algısı.


Yani, başından kararın yanlış olduğunu bilmemiz gerektiği ya da zaten bildiğimiz ama bile bile yanlış yaptığımız gibi bir söyleme dönüşebiliyor. “Biliyordum böyle olacağını...” Tuhaf işte insan beyni. Her şeyi o biliyor. Bu kadar kendimize yüklenmeye gerek yok bence.

Chip Heath ve Dan Heath’in Doğru Karar isimli kitabında güzel stratejiler var. Girişte Daniel Kahneman’ın ‘Hızlı ve Yavaş Düşünce’ kitabından (Bu kitabı incelemeden olmaz) kısa olarak alıntılar ve atıflar yaparak;


rasyonel kararlar vermediğimizi, nadiren şaşırdığımızı, kendimizden fazla emin olduğumuzu, görünürdeki bilgiye fazla önem verip bunun dışındaki bilgiyi dikkate almadığımız için hızlı sonuçlara vararak hareket ettiğimizi aktarıyor.

En sık kullandığımız karar verme sürecinin, avantajlar -dezavantajlar olduğunu; bu sürecin ön yargı ve çarpıklıklarla dolu olduğu için vazgeçilmesi gerektiğini söylüyor. Karar verme sürecinin dört düşmanını tanımlıyor. Kabaca;

· Kısıtlı seçenekler,

· Doğru olduğunu düşündüğünü, kendini (yanlı doğrulama) onaylamaya çalışmak,

· Kısa vadeli, anlık duygulara göre karar vermek,

· Aşırı güven. Öngörülerimize çok fazla güveniriz. (Kitabı da anlatmaya gerek yok)

Bu hataları düzeltmek için önerdiği dört strateji de şunlar:

· Seçeneklerinizi genişletin, sınırlı seçenekler arasında kalmayın. Araştırma yapın. Seçeneklerinizi artırın.

· Varsayımlarınızı gerçeklik testinden geçirin; aksi görüşlere bakın, küçük denemeler yapın...

· Karar vermeden önce konunun dışına çıkın; sen arkadaşına ne yapmasını önerirsin?

· Hata yapmaya hazırlıklı olun; sınırlar koyun, bölümlemeler yapın, kararlı olun vs...

Bu son bölümü çok değerli buluyorum. Davranışlarımızı burası daha çok şekillendiriyor. Sınır çizen ve öğretici tarafları var.

Bazen de kararın doğrusu eğrisi yok. Yanlış karar bile uzun vadede daha iyi sonuçlar doğurabilir ayrıca.

Bunların dışında yanlış karar vermenin rahatsız ediciliğine katlanmayı bilmek de lazım. En doğru kararı vermek cesaret değil, yanlış karar verebilmek cesaret (‘bazen’ diyelim bari). Hatta şunu söyleyim; depresyon denilen süreçte sürekli yaptığımız yanlış ve hatalar aklımıza geldikçe mi depresyona giriyoruz, yoksa depresyonda olduğumuz için mi depresyon anlamlı olsun, dolu dolu geçsin diye hafızamızdaki daha önce yaptığımız hata ve yanlışlarla destekliyoruz acaba?

Bu kadar yüklenmeyelim. Bağcıyı dövmek iyi fikir değil. Bağcıyı döversek üzümü en fazla bir kere yeriz.



Kaynaklar


1. Chip Heath&Dan Heath, Doğru Karar, çev. İclal Büyükdevrim Özçelik (İstanbul: Boyner Yayınları,2014)

2. Daniel Kahneman, Hızlı ve Yavaş Düşünme, çev. Osman Çetin Deniztekin, Filiz Nayır Deniztekin (İstanbul: Varlık Yayınları, 2017)

163 görüntüleme1 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Zekâ (1)

1 Comment


😂 ha ha çok güzel. Depresyondayım, dolu dolu geçsin istiyorum. İyiymiş.

Sanırım insanoğlu derdiyle değer bulunduğunu farketmiş ve bu derdinden vazgeçemediği için depresyonda kalmak rahatlık geliyor.

Uuu...Çok mu iddialı oldu ne?

Like
bottom of page