Yürümek

En son güncellendiği tarih: Mar 29

Günlük Ritüeller kitabında yazar, insanların; sanatçıların günlük rutinlerini incelemiş. İnsanların rutinlerini kastederek şunları söylüyor; “Bu kelime aleladeliği, hatta bir düşünce noksanlığını akla getiriyor; bir rutini izlemek, otomatik pilota bağlı olmaktır. Ama insanın günlük rutini, aynı zamanda bir tercihtir ya da bir bütün tercihler dizisidir.” Yani, rutin alışkanlıklar bilinçsiz eylemler dizisi gibi görünebilir ama aslında önemli tercihlerdir. Dolayısıyla yaşam tarzınızı da biçimlendirir.

​“Sağlam bir rutin, insanın zihinsel enerjisi için güvenli bir korunak sağlar ve haletiruhiyelerin tiranlığını savuşturmaya yardım eder....... Zihnimize, gerçekten ilginç olan faaliyet alanlarına yönelme özgürlüğü verebiliriz.” diyerek de rutinlerin, günlük hayatımızın bütünündeki yerine dikkat çekiyor. Yazarın incelediği şahsiyetlerin bazılarının günlük alışkanlıklarında yürüyüş yapmak var: Ingmar Bergman (İsveçli, sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden), Soren Kierkegaard (Danimarkalı filozof), Richard Strauss (Alman besteci), Franz Kafka, Erik Satie (Fransız besteci), Charles Darwin, Pyotr İlyiç, Çaykovski ve birkaç kişi daha.

Yürümenin Felsefesi isimli kitapta ise yazar, Nietzsche’nin yürüme alışkanlığı üzerinde duruyor. “Nietzsche yürür, başkaları nasıl çalışıyorsa o da öyle yürür. Yürürken çalışır.” Aynı kitaptan yürümenin işlevi ve önemiyle ilgili birkaç alıntı yapacak olursak; “Yürümek öncelikle erteleme özgürlüğü sunar. Şöyle bir dolaşmaya çıkmak bile endişelerin ağırlığını hafifletmeyi, işleri bir süreliğine unutmayı sağlar… Çalışmanın yarattığı kısıtlamalardan kaçar, alışkanlıklar zincirinden kurtuluruz..... Yürürken, yürümekten başka bir şey yapmayız… Yürürken hissedilen gerçeklik sadece toprağın sağlamlığını değil, kişinin yere ne kadar sağlam bastığını da test etmesidir ayrıca… İnsan bu şekilde doğada değil, doğal hisseder… Enerji heba ederek değil, enerji harekete geçirerek ilerlemek…

​Daniel E. Lieberman İnsan Vücudunun Öyküsü isimli kitabında modern insanın (modern homosapiens), bugünkü vücut yapısına sahip olmasının öyküsünün beş temel, iki de kültürel dönüşümle açıklanabileceğini söylüyor. Bu dönüşümlerin başında, insansı primatlardan ayrılarak iki ayakları üzerinde dik olarak yürüme yönünde evrilmesi geliyor.

İki ayakları üzerinde yorulmadan çok uzaklara giderek dünyaya yayılan insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerinden biri yürümesi.


Yürümek, hem doğamızın parçası, hem özgürlük, hem de bazı kısıtlılıklar getirdiği için yine özgürlük. Şöyle ki, vücut düşüncelere değil düşünceler vücuda ve eyleme uymak zorunda kalıyor. Genellikle belli bir tempoda olan bir eylem. Belki de vücudun bütünüyle belli bir senkronda hareket etme hali düşünceleri dizginliyor; gerçek dünyaya yaklaştırıyor, bu yüzden rahatlatıyor. Dikkatimiz dünyaya yöneliyor; vücutla, çevreyle bütünleşiyor. Neden olmasın? Maliyeti de düşük. 🤑


KAYNAKLAR


1. Currey M. Günlük Ritüeller, (T. E. S. Kayır, Çev.) İstanbul: Kolektif Kitap: 2013

2. Lieberman, D. E. İnsan Vücudun Öyküsü (Sağlık, Hastalık ve Evrim), (Doç. Dr. R. Bilgin, Çev.) İstanbul: Say Yayınları: 2013

3. Gros F. Yürümenin Felsefesi, (A. Ulutaşlı, Çev.) İstanbul: Kolektif Kitap: 2017

110 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Sessizlik