Suçluluk Duygusu

En son güncellendiği tarih: Mar 21

Ne işe yarar?


En hafif haliyle suçlamak, itham etmek; bir kişiyi yaptığı bir şeyden sorumlu tutmak. Suçluluk duygusunda ise kişi suçlamaları kendisine yöneltiyor. Belki bazen hedefi belli olmayan belirsiz bir his de olabiliyor. Öyle olunca işin içine biraz öfke duygusu da karışıyor.

Öfke, ya bir tehdit algıladığımızda kendimizi savunmak için ya da engellendiğimizde ortaya çıkar. Yani, bir şeyler yapmak isterken önümüze bir engel çıktığında. Hatta tahammülsüzlük de bunun hafif bir formu olabilir.


Suçlama, hatalı olan; zarar veren davranışı yapan faili hedef alır. Direkt muhatabı o eylemi yapan kişidir. Yapmaması gereken bir şeyi bazen de bildiği halde yaptığı varsayılır. Yapan kişiyi dışlar. Cezasını verme hakkı suçlayanda olur. Kodese tıkmaya hakkı vardır.

Suçluluk duygusu ise kendimize yönelttiğimiz suçlamanın yarattığı duygu hali. Dediğim gibi bazen sebebi çok belli olmayabilir. Belki de bu yüzden duygu olarak tarif ediyoruz. Hatayı yapan da suçlayan da kendimiz olmuş oluyoruz. Çözümsüz, sıkıcı bir döngü.


Eleştiri (kritik) ise, kişiyi eleştirir. Kişinin bütününü değil davranışı eşleştirir. Yani, o davranışı kim yapsa aynı sonucu alırı varsayar.

Tabii bütün bu tanımlar, benim anladığım, okuduğum, tecrübe ettiğime göre. Eleştiriyi severim. Sorundan kurtarma amacı güder. Ama tabii tatlı tatlı olsa güzel olur. Eleştireni sevmeyebiliriz. Ama eleştiriyi de bir değerlendirmekte fayda var. Belki sorundan, dertten kurtarır. Aynı yerde dönüp durmaktan iyidir. Aynı hatalar içinde dönüp durmak mı biraz rahatsız olup eleştirilmek mi; karar sizin.

Psikanalist Otto Rank’in 1930’larda ima ettiği gibi, hata ve suçluluk arasında pinpon topu gibi gidip gelmemek lazım. “...Psikanalitik kuramda içgüdü kötü, şeytani, ayıplanması gereken bir şeydir. Küçük ve önemsiz bir yere sahip birey ise alt-benlik ve üst-benlik arasında bir pinpon topu gibidir, suçluluk duygusuysa bundan geriye kalan nihai çözümsüz bir durumdur.”

“Ben melamet hırkasını kendim giydim kime ne

Ar u namus şişesini taşa çaldım kime ne

Gah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi

Gah inerim yeryüzüne seyreder alem beni” diyor Nesimi. Tamam da bir gökyüzüne çıkıp bir de yeryüzüne inince de kendi kendine konuşmaya başlıyor insan. Arada da başkalarına sormakta, iletişim kurmakta fayda var. Bu türküyü de çok severim bu arada.

Suçlamaya vardırmadan biraz eleştiri iyidir. Hataları fark edip sorunları aşmak açısından önemlidir.

Çok fazla suçluluk duygusu; çok fazla enerji düşüklüğü.

Kaynak

Rank O. (2018). Hakikat ve Gerçeklik, (Ş. Etik, Çev.) İstanbul: Pinhan Yayıncılık

65 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Yürümek

Sessizlik