İşbirliği ve rekabet (1)

İnsanlar ve hayvanlarda, varlığını sürdürme mücadelesi; birlikte hareket etme, ortak amaçlılık ve kültür.


https://natureisnurture.net/blue-jays-will-work-peanuts/

Araştırmacılar, ABD’nin batısında, soğuk iklim koşullarında yaşayan mavi alakargaları gözlemliyorlar. Göç etmeyen kuşlar, yiyecek depolamak zorunda kalıyor. Kargalar, zorlu iklim şartlarının yanında iki zorlukla daha baş etmek zorunda kalıyor. Farklı yiyecek türlerinin farklı hızda bozulmaları (Bayıldıkları ama çok kısa sürede bozulan kurtçuklar ya da palamut ve yer fıstığı gibi daha uzun süre saklanabilecek yiyecekler gibi). İkinci olarak da yiyecek zulalarının başka alakargalar tarafından saptanıp boşaltılma olasılığı. Bunun için zulaları çok iyi saklamaları ve yerlerini unutmamaları gerekiyor. Yani bazı alakargalar, diğer kuşların yiyeceklerini çalabiliyor. Etrafta yiyecekleri görmüş olabilecek rakip kuşlar varsa zulanın yerini değiştirmek, gölgeli ve karanlık yerlere saklamak, birkaç kere yiyeceklerin yerini değiştirmek gibi taktikler uygulayabiliyorlar. Tabii ki yiyeceklerin yerini başka kuşlar tarafından çalınma riski varsa değiştiriyorlar. Bu arada enterasan bir şekilde, yiyeceklerin yerini değiştiren alakargaların, geçmişteki hırsızlık deneyimlerinden yola çıkarak, diğer kargaların yiyeceklerini yürütenler olduğu gözlemleniyor. Bir başka kuşun zulasını patlatmamış kuşlar ise başka kuşlar tarafından görülseler bile zulaların yerini değiştirme eğilimi göstermiyor.

Bu konunun işlendiği kitabın (1) dipnotunda, farklı yorumlar getiriliyor. Rakiplerin çok olduğu çevrede bunlar doğal olabilir tarzında bir yorum yapılıyor.

Anlaşıldığı üzere alakargaların bazıları, hayatta kalmak için kendi türünden olan kuşların yiyeceklerini çalabiliyor. Ama bazıları, hepsi değil. Yani, bütün alakargalar çalma davranışı göstermiyor.

Bu arada araya şunu da eklemek isterim, türdeşinin kaynaklarına zarar vermenin tersi olarak kabul edebileceğimiz kendini feda etmeye kadar varan davranışlar da var: Penguenlerde, tarla farelerinde hatta insanlarda, Amerikan filmlerinde...

Ahlak tartışmasına girmeyeceğim (Girersem çıkamam). Alakargalar (bazıları tabi), birbirinin yiyeceğini çalmak yerine fıstık, palamut fabrikası mı kurmalı, kurtçuk üretim tesisi mi inşaa etmeli onu da bilemiyorum. Ama bazen şartlar, bu tarz hırsızlıkları gerektiriyor demekki kargalar için. Burada çevre koşulları ve karga popülasyonunun sıklığı ve iç içeliği belki de en önemli etken.

İnsanlara gelecek olursak, davranış kalıplarımız ve ihtiyaçlarımız daha karmaşık ve fazla olduğu için işin içinden çıkmak kolay değil. Bu konunun üstünde biraz durabilmek için ‘işbirliği-rekabet’ çizgisine indirgeyerek devam etmek istiyorum.

Daniel E. Lieberman’ın İnsan Vücudun Öyküsü (Sağlık, Hastalık ve Evrim) (2) kitabında iki şey dikkatimi çekti. İkisini de alıntılamak istiyorum:

Birincisi: “Büyük beyinlerin en büyük faydaları büyük ihtimalle arkeolojik kayıtlarda saptayamayacağımız davranışlarla ilgilidir. Bu fazladan becerilerden biri, mutlaka daha fazla işbirliğinde bulunabilme yetisidir. İnsanlar beraber iş görme konusunda alışılmadık biçimde iyidir...” Diğer canlılardan farklı olarak, büyük beyinlere sahip olmamızın sonuçlarından birinin işbirliği yapabilme yetisinin gelişmesi olarak dile getirilmiş. Gitgide kompleks hale gelen işbirlikleri.

İkinci olarak arka sayfada, bir insanın toplum içinde nasıl yaşaması gerektiğini özetleyen uzun bir cümleyle devam ediyor;

“Fakat işbirliği içeren davranışlar, etkili bir biçimde iletişim kurabilmek, bencil ve agresif dürtüleri dizginleyebilmek, başkalarının arzularını ve niyetlerini anlayabilmek ve bir grup içindeki karmaşık sosyal etkileşimleri takip edebilmek gibi kompleks beceriler gerektirir.”

Yalnız bu konuya şunu da eklemek lazım. Birinci olarak çok detayına girmeden, insanlardaki işbirliğinin başlangıç noktası avcılık-toplayıcılık döneminden kalma; yiyecek elde edebilmek için ortak hareket etme zorunluluğuna dayanıyor. Michael Tomasello’nun İnsan Ahlakının Doğal Tarihi (3) kitabında buralara değiniyor:

Aynı kitapta, İşbirliğinin Evrimi başlıklı bölümde, tüm sosyal canlıları kastederek; “Sosyal hayatta yakınlığın artmasıyla kaynaklar için rekabet de artar. Sosyal türlerde bireyler yiyecek ve eş için birbiriyle her gün fiilen rekabet etmelidir.”

“…hayvan sosyalliğinde iki temel eksen söz konusudur… İşbirliği ve rekabet arasında tatmin edici bir denge sağlamak karmaşık bir sosyal hayatın temel güçlüğüdür.”


“Başkalarına fayda sağlayacak şekilde hareket etmek ancak belirli koşullarda istikrarlı bir evrim stratejisidir.” diyerek de işbirliğine gönderme yapıyor.

Sosyal türlerde, rekabetten kaçılamaz, sonucuna varıyoruz. Hatta bu bazen iyi bir şey de olabilir. Joseph Henrich’in The Secret Of Our Success (How Culture Is Driving Human Evolution, Domesticating Our Species And Making Us Smarter) (4) kitabında da geçmiş dönemlerdeki ve günümüzdeki insan topluluklarının kültürünü kastederek, rekabetçi kültürlerin daha gelişime açık kültürler olduğu vurgulanıyor.

Başta, alakargaların hırsızlık davranışlarından girdim. Bu davranış kargaları belki de bazı konularda yetenekli ve zeki (!) yapıyor gibi görünebilir. Yiyecekleri saklamak için girdikleri kurnazlıklar, saklamak için kullandıkları değişik yöntemler, yiyeceklerin yerini değiştirdikçe unutmamak için akılda tutma çabaları vs.

Burdan konuyu biraz çarpıtıp şuraya getireceğim: İnsan işbirliği ve davranışlarını düşünürsek, rekabet her zaman işbirliğinin tersi olmayabilir. Spor müsabakalarına, özellikle de takım oyunlarına bakıldığında rekabet, işbirliğini de getiriyor (Burada ortak amaç için ortak çalışma, rol ve görev paylaşımı var). Kitaplardaki bilgiler ve gözlemler, kültürümüzdeki birçok şey de bunun iyi yönlerini vurguluyor.


Ama yine de rekabet konusu benim kafamı şu tarafıyla biraz kurcalıyor: Rekabetin doğası becerilerimizi geliştiriyor; hayatta kalma konusunda bizi daha becerikli hale getiriyor olabilir. Ama bazen de rakiple elde etmek için yarıştığımız şeyin hayatımıza katkısının değeri(!) o kadar da fazla mı? Bu durum da kültürümüzü oluşturuyor zaten. Günlük hayatımızdaki amaçlarımızı sürdürürken, bence bazen karar verme anları olmalı. Ara sıra da durmalı ve “Buna ne kadar değer?” diye düşünmeli.

Kaynaklar

1. Barrett, L. (2011). Beynin Ötesi (İ. A. Demir, Çev.) İstanbul: Alfa Yayınları

2. Lieberman, D. E. (2013). İnsan Vücudun Öyküsü (Sağlık, Hastalık ve Evrim), (Doç. Dr. R. Bilgin, Çev.) İstanbul: Say Yayınları

3. Tomasello, M. (2016). İnsan Ahlakının Doğal Tarihi, (A. Onacak, Çev.) İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları

4. Henrich J. (2016). The Secret Of Our Success (How Culture Is Driving Human Evolution, Domesticating Our Species And Making Us Smarter), UK: Princeton University Press

19.01.2021


45 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Yürümek